Uluslararası Radikalizm Gözlemevi
06560, Söğütözü Cad. No:43 Ankara, Turkiye
Suriye Arap Cumhuriyetti Cumhurbaşkanı Ahmet Şara Irak'ta İngiliz askeri olarak Kaide'ye karşı savaşmış eski İngiliz askeri Rory Stewart ile oldukça ilginç bir röportaj yaptı.[i] Bu röportajı ilginç kılan şeylerden biri Rory Stewart’ın İngiliz siyasetçi, yazar ve akademisyen. 1973 yılında Hong Kong'da doğmuş olmasıdır. Stewart, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı'nda çalıştı ve Irak ile Afganistan'da görev yaptı. Ayrıca, Afganistan'da yürüttüğü çalışmalarla tanındı ve bu deneyimlerini "The Places in Between" adlı kitabında anlattı.
2010 yılında Muhafazakâr Parti'den milletvekili seçildi ve 2019 yılına kadar Parlamento'da görev yaptı. 2019 yılında partisinin Brexit politikasına muhalefet ettiği için partiden ihraç edildi. Daha sonra bağımsız olarak siyaset yapmaya devam etti ve 2020 yılında siyasetten çekildi.
Rory Stewart, şu anda "The Rest is Politics" adlı bir podcast yapıyor. Bu podcast, eski İşçi Partisi stratejisti Alastair Campbell ile birlikte sunuluyor. Podcast'te, güncel siyasi olaylar, küresel meseleler ve siyasetin geleceği gibi konular ele alınıyor. Stewart, bu podcast aracılığıyla siyaset ve politika üzerine düşüncelerini paylaşmaya devam ediyor.
Steward bu ilginç durumu sohbetin başında kendisi de şöyle ifade ediyor: “Sayın Başkan, sizinle oturmak benim için garip çünkü 2003 yılında ikimiz de Irak'taydık ama farklı taraflardaydık. Ben Amerikan İngiliz işgalinin bir parçasıydım, siz ise işgale karşı El Kaide için savaşıyordunuz. Sizinle bu şekilde oturup konuşacağımı hiç düşünmemiştim.”
Gerçekten ayrı saflarda mıydılar bunun üzerine bu sıralara çok spekülasyon yapılıyor. Şimdilik onları aynı yerde neyin buluşturduğunu bilebilecek durumda değiliz. Ama en azından bu röportajda Şara’nın birçok soruya içtenlikle ve açık yüreklilikle cevap verdiğini söylemeliyim.
Neden İlk ziyaret Suudi Arabistan'a oldu?
Ahmed Şara’nın ilk resmi seyahatinin Suudi Arabistan’a olması çok konuşulmuştu. Suudi Arabistan’ın Esad’a karşı muhaliflere desteği bilinen bir gerçek. Ama buna rağmen Muhammed bin Selman’ın Suudi Arabistan’da 2030 Vizyonu çerçevesinde yaptığı bir dizi reform İslamcı çevrelerce çok sert eleştiri aldı. Suudi Arabistan’ın sekülerleşmesinde büyük ve hızlı bir sürecin kapılarını açan Muhammed bin Selman’ın ilk olarak muhatap alınması muhalifler içindeki sert ve katı kanatların da tepkisini çekmişti. Şara Suudi Arabsitan’da ne yaptınız sorusuna aslında bu eleştirileri de dikkat aldığını gösteren bir cevap veriyor: “Öncelikle, Suudi Arabistan benim doğduğum yer ve her zaman oraya geri dönmeyi hayal etmişimdir. Bu yüzden bir devlet başkanı olarak ilk ziyaretimin büyük bir Arap ülkesine olmasını istedim. Bu nedenle Veliaht Prens Muhammed bin Selman'dan acil bir davet aldığımda hemen kabul ettim çünkü ilk ziyaretimin Suudi Arabistan'a olmasının iyi bir fikir olduğunu düşündüm. Bölgemizde özel bir statüsü ve etkisi olan bir ülke.”
Dış Politikaya ideolojik değil pragmatist bakıyor.
Şara uluslararası ilişkilere ideolojik gözle değil reel politik olarak baktığını gösteren bir yanıt veriyor. Suudi Arabistan ve Muhammed bin Selman ile yakın ilişki içinde olacağını teyid ediyor. Röportajın bu bölümünde Şara’nın el Kaide’ye katılması yaşadığı tecrübe konuşuluyor. Şara el Kaide’ye katılmasının ideolojik endoktrinasyonla gerçekleşmediğini Irak’taki Amerika’ya karşı direnişin doğal sonucu olarak kendini orada bulduğunu söylüyor. Şara’nın radikal fikirlerle tanışma yeri kendi anlatımına göre hapishane tecrübesi oluyor. Kendi şahitliğine göre hapishane de karşılaştığı adını koymadığı el Kaide ideolojini çok fazla içselleştirememiş gözüküyor. Bu sürede asıl hedefinin Suriye dönmek olduğunu anlıyoruz ve yine kendi ifadesiyle “Kadere bakın ki Suriye devrimi başlamadan sadece iki gün önce serbest bırakıldım”, diyor. kader mi yine bize kapalı olduğunu söylemeliyim.
El Kaide ile yolculuğu
Suriye’de bir yıl içinde beş bin kişilik bir grubu yönetmeye başlamış. Bu büyük bir sayı ve nasıl finanse ettiğini açıklamıyor. Ama el Kaide’nin Irak’ta yaptığını Suriye’de yapmaya kalkmasına itiraz ettiğini bu yüzden de aralarında çatışma çıktığını anlatıyor. Oysa biz biliyoruz ki Colani olduğu dönemde Nusra Cephesi El Kaide’ye biat etmiş ve 2016’ya kadar bu biate sadık kalmıştı. Şara el Kaide içinde yaşadıklarını konuşmayı şimdilik istemiyor ve soruyu ustaca geçiştiriyor. Geçmişten ders aldığını asıl şimdi barışı nasıl inşa edecekleri üzerine yoğunlaştığını söylüyor. Açıkça değiştim diyor ve bunu söylemekten de çekinmiyor. Fakat bu değişimin sınırları neler olacak bunu henüz bilmiyoruz.
Bu yüzden Stewart Ulusal Kongreyi ve Anayasa çalışmalarını soruyor. Şara ilk önceliklerinin devlet kurumlarının çökmesini önlemek için hükümeti istikrara kavuşturmak olduğunu söylüyor. Bu yüzden hızlıca aslında İdlip yönetiminin hükümeti devraldığını ifade ediyor. İlk aşamanın tamamlandığını Cumhurbaşkanı atamasının gerçekleştiğini sıranın geçici bir parlamentonun oluşturulup bu parlamentonun yeni anayasayı hazırlamak üzere bir anayasa komisyonu kuracağını söylüyor.
Özel Hayatı ve Ailesi
Özel hayatına ilişkinde artık bilgi vermekten çekinmiyor; “Medya sık sık daha fazla karım olduğunu söylese de benim bir karım var. Ama benim sadece bir eşim ve üç çocuğum var”, diyor. Şara’nın Trump’ın Başkanlığı konusundaki iyi niyet mesajları ise oldukça dikkat çekici. Dış Politikaya ideolojik bakmayacağını bir kez daha ortaya koyuyor ama tabi ne kadar gerçekçi o tartışılabilir. Zira Trump’ın Ortadoğu’ya barışı geçireceğine inanmış gözüküyor. Şöyle diyor: “Ben Trump'ın mevcut yönetimi sırasında olumlu mesajlar verdiğine inanıyorum. İç politikaya ve ABD ekonomisini yeniden canlandırmaya odaklanmış durumda. Ayrıca, son yirmi yıldır büyük bir istikrarsızlığa neden olan Orta Doğu'da barışı tesis etmekle de ilgileniyor. Bunu Başkan Trump'ın umut verici bir başlangıcı ve hem Orta Doğu'ya hem de ABD'nin bölgedeki gelecekteki politikasına olumlu bir yaklaşım olarak görüyorum.”
Trump’ın Gazze Planı
Stewart haklı olarak Trump’ın Gazze konusundaki son çıkışlarını ve Filistinlileri Mısır ve Ürdün'e taşımaktan bahsettiğini hatırlatıyor. Şara “Hiçbir gücün insanları topraklarından süremeyeceğine inanıyorum. Birçok ülke bunu yapmaya çalıştı ve hepsi başarısız oldu, özellikle de Gazze'deki son savaş sırasında. Geçtiğimiz bir buçuk yıl boyunca insanlar acıya, ölümlere ve yıkıma katlandılar ama yine de topraklarını terk etmeyi reddettiler. 80 yılı aşkın süredir devam eden bu çatışmada, onları yerlerinden etmeye yönelik tüm girişimler başarısız oldu. Terk edenler kararlarından pişman oldular. Filistinlilerin her nesilden öğrendiği ders, topraklarını ellerinde tutmanın önemidir. Trump'ın Filistinlileri topraklarından çıkarmaya yönelik bir çabaya öncülük etmesi ne akıllıca ne ahlaki ne de siyasi açıdan doğru olacaktır”, diye yanıtlıyor.
Stewart, Şara’ya ekonomik modeli konusunda soruyor; “hangi ülkenin ekonomik modeli sizi daha çok ilgilendiriyor? Örneğin, Singapur, Malezya. İncelediğiniz bir ülke söyleyebilir misiniz ve ekonomi yönetimi açısından ondan ne öğreniyorsunuz?” Şara, Singapur, Suudi Arabistan, belirli noktalarda Brezilya ve Ruanda gibi ekonomik büyüme yaşamış birkaç ülkeyi incelediğini söylüyor. Suudi Arabistan’ın en başta gelmesi yine ilginç biraz da aile mirası onu hep oraya götürüyor galiba. Bilindiği gibi Babası da bir petrol ekonomistiydi ve Suudi Arabistan’da çalışmıştı.
Düzenli Orduya Geçiş
Stewart, devrim sonrası Suriye ordusunun dağıtılmasının Irak’taki gibi bir yer altı direnişi başlatıp başlatmayacağını soruyor. Ayrıca güvenlik açığı ve askeri ve polis teşkilatındaki açığın nasıl karşılanacağını merak ediyor. Şara Suriye’nin Irak benzetilmesine karşı çıkyor. Haksız da değil, en azından askeri ve polis teşkilatı olarak İdlib’te kurdukları akademilerle daha hazırlıklar. Sorun daha çok YPG gibi askeri unsurların merkezi ordu yapısına katılıp katılmayacağı görülüyor ama bu konuya değinmekten kaçınıyorlar.
Son olarak Stewart başına 10 milyon dolar ödül konduğundan ve gizli bir hayat yaşadığından bahsetti. Şimdi görünür olmak zor olmuyor mu diye de sordu. Şara şaşırtıcı bir cevapla; başıma 10 milyon dolar ödül konuşmuşken Yurtdışından gelen heyetlerle, gazetecilerle ve akademisyenlerle görüşüyordum, diye karşılık verdi. Gerçekten de Şara Colani olduğu dönemde de hep kamuoyu önündeydi. Hiçbir zaman başına on milyon dolar konulmuş bir terörist olmadı. Kendisiyle birçok kez röportaj yapıldı. Peki nasıl olmuştu bu? Belki de Şara’nın hayatında en gizli kalan kısım budur.
Devrime Paydos
Kendinizi hala bir devrimci olarak görüyor musunuz, sorusuna cevapla röportaj kısmı sona erer. Şara’nın cevabı şöyledir: “Devrimci bir zihniyetin bir ülke inşa edemeyeceğine inanıyorum. Bir ülke inşa etmek ve bütün bir toplumu yönetmek söz konusu olduğunda farklı bir zihniyete ihtiyacınız vardır. Benim için devrim, önceki anlamıyla rejimin devrilmesiyle sona erdi. Şimdi ülkenin yeniden inşası, ekonomik kalkınma, bölgesel istikrar ve güvenlik için çaba gösterme, komşu ülkelere güven verme ve Suriye ile Batı ülkeleri ve bölge ülkeleri arasında stratejik ilişkiler kurmayı içeren yeni bir aşamaya geçtik.”
Evet devrim tamamlanmış Cihatçılık paydos edilmiştir şimdi siyaset zamanıdır. Devleti kurmanın ideolojik cihatçılıkla olmayacağını Şara'nın bizatihi kendisi itiraf eder. Gerçi tüm devrimler böyle olmamış mıdır? Devrim anında söylenenler her zaman devrim sonrası geride kalır. Hatta en meşhur ifadeyele devrimler önce kendi çocuklarını yer. Devlet kurmak için daha pragmatik, uzlaşmacı, çoğulcu bir yapıya ihtiyaç vardır. Suriye’de de olan bu anlaşılan ama bunun parlamentoya ve anayasaya yansıyıp yansımayacağını zaman gösterecek. Karşımızda Suriye Arap Cumhuriyetinin bir siyasetçisi var ve tam bir siyasetçi olarak konuşuyor. Henüz tüm sır perdelerini bize açmış değil belki de hiç bilemeyeceğiz ama başarışa Suriye’nin kurucu Cumhurbaşkanı olabilir. Kim bilir belki de Demokratik bir Cumhuriyete doğru evirilir onu zaman gösterecek.
Sonuç olarak Colani’den Ahmed el Şara’ya dönüşen bu yeni lider Suriye’nin geleceğinde çok önemli bir rol oynayacak gözüküyor. Tüm dünya onun ne yapacağını, nasıl bir Suriye inşa edeceğini merak ediyor. Bizim için ise özellikle bölgemizdeki uzun süren iç savaşın sona erip ermeyeceği merak konusu. Doğrusu ben Şara’nın başarılı olmasının, tüm farklılıkları kapsayan üniter bir Suriye inşa etmesinin bölgemize istikrar ve refah getireceğini düşünüyorum. Umarım öyle de olur.
_________________________________________________________________________________________________
Prof. Dr.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 2001 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kelam Anabilim dalında doktorasını tamamladı. 2002-2003 yılları arasında Kırgızistan OŞ Devlet Üniversitesi’nde çalıştı. 2009 yılında doçent oldu. 2014 Yılında Hitit Üniversitesi Kelam ABD Profesör olarak ... [Profili gör]
Oğuz Demir
19/03/2025
Abdullah Denikul
17/02/2025
Hilmi Demir
14/02/2025
Hilmi Demir
27/12/2024
Latife Sümeyye Uslu Cönger
25/12/2024